Sanal müzemiz 24 saat açıktır

AÇIK HAVADA SERGİ: BAHÇEDE SANAT’IN ARDINDAN…

Covid-19 tehdidi nedeniyle 19 Mart 2020 tarihinde ziyarete kapatılan müzeler, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın öngördüğü mekân düzenlemeleri ve güvenlik tedbirlerini sağlamak koşulu ile 1 Haziran 2020 tarihinden itibaren kapılarını yeniden açabildiler. Tüm kültür ve sanat mekânlarının kapalı olduğu süreçte, temel ihtiyaçlar ölçeğinde dışarıyla kurduğumuz sınırlı ilişki, oluşturduğumuz kozalarımızda değişen rutinlerimiz, yüz yüze kültür ve sanat aktivitelerine özlemimizi iyice artırmış olsa da söz konusu mekanlara dönüşün hemen hızla olduğu söylenemez.

Esasında bakanlığın öngördüğü tüm tedbirleri alan çoğu müze ve sergi salonunun, ziyaretçi profillerinin bilinç ve duyarlılık düzeylerini de hesaba kattığımızda, sosyalleşmeye imkan tanıyan pek çok mekana göre katbekat güvenli olduklarını gözlemlemek mümkün.

Elbette bu süreçte bazı özel müzelerin koleksiyonlarından parçaları ya da süreli sergileri teras, bahçe gibi açık alanlara taşıyabilme imkanları, söz konusu müzelere ve de temkinli ziyaretçilerine ilave fırsatlar sunabilmekte.

Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi de bunlardan biri…

2015 yılında kurulan, koleksiyonunu Roma, Urartu, Hitit ve Bizans dönemlerine ait arkeolojik eserlerin oluşturduğu müze, beraberinde çeşitli sanat dallarında ve farklı disiplinlerde etkinliklere de ev sahipliği yapmakta. Pandemi kısıtlamaları sonrası Haziran ayında kapılarını tekrar açan Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi, 18 Eylül – 11 Ekim 2020 tarihleri arasında terasındaki açık sergi mekânında “Bahçede Sanat” sergisi ile sanatseverleri buluşturdu.

“Bahçede Sanat” Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin farklı disiplinlerde eğitimlerine devam eden lisansüstü öğrencilerinin, Covid-19 tedbirleri sürecinde “Sanata ve sanat yapıtlarının üretimine dair neler yapabiliriz ve nasıl sergileyebiliriz?” gibi soruları irdelemekle işe başlayan projelere yönelik, dış mekandaki üretimlere odaklı işlerini kapsıyordu.

Öğrencilere ve genç sanatçılara destek konusunda her zaman ismini duyduğumuz Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nden Dr. Dilek Karaaziz Şener’in küratörlüğünü yaptığı sergide, pandemi günlerinde dış mekana yönelik yeni arayışlar ve kavramlar üzerinden geliştirdikleri projeleri ile yer alan sanatçılar ve eserleri;

Akın Demiral-Doğa“l”, Betül Buldak-Bana Tatlı Küçük Yalanlar Söyle, Burcu Bayazıt-İktidarın Kökeni, Cemil Toprak-Otoportre, Delal Şeker-Hubara, Deniz Ceyhun Baykan-Adım, Ece Kibaroğlu-Bekçiler, Elif Beyaz-Mozaik Uyku, İsmail Bezci-0-900 ve Gölge, Metin Alper Kurt-Başka Bir Şey Oldu, Hazel Kılınç &Okan Ercan& Hazal Ünsal-Yığıntı, Rezzan Gümgüm-Ben Hâla Yaşıyorum, Simay Gürsel-Kimlik II, Şimal Ece Genç-Boya Poşetleri, Tevfik Altan Doyran-İsimsiz, Zekiye Budak-İsimsiz, Zeynep Merve Çiçek- #MüzeEvde, Ziya Kazan-Koza.

Terasa çıkmadan önce kafe alanında Candan Simay Gürsel’in Kimlik II video yerleştirmesi ile başlayan sergilemede diğer tüm eserler açık alanda ziyaretçilerle buluşuyordu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yerleştirmesi, terasın müzenin ana giriş noktası ile dışardan bağlantısını sağlayan merdivenlerde yapılan Delal Şeker’in “Hubara” adlı eseri serginin dikkat çekici ve ilk karşılayan objelerindendi. İnteraktif olan eserinde insan merkezci eğilimle, hayvanlarla insanlar arasında kurulana ilişkinin zayıflıklarına ve yüksek hata payına odaklanan sanatçı, nesli tükenen ve tükenmekte olan hayvanların anatomilerini fiziksel formlar halinde parçalayarak plastik çözümlemelerle yeni canlı biçimleri yaratmaya çalışmış.

İsmail Bezci’nin mimari imgeler üzerinden ifade ettiği çalışmaları 0-900” ve “Gölge”

Şimal Ece Genç’in sanat ve sanatçı ticaretini sorguladığı eseri “Boya Poşetleri”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sanatçıların, ağırlıklı olarak insanın insana yaşattıklarını, kendi iç dünyasına bakışını ve de doğa ile ilişkisini sorguladıkları çalışmalarda sonuç ürünlerin mekan ile uyumlu sergilenme yöntemleri oldukça etkileyiciydi.

 

 

Rezzan Gümgüm, eril şiddete fazlasıyla maruz kalmış, göz göre göre öldürülmüş kadınların isimlerine yer verdiği “Ben Hâla Yaşıyorum” adlı eserinde, kadınların varlığının öldürülmekle sonlanamayacağı gerçeğini, ölümsüzlük çiçekleri üzerinde anlatmaya odaklanmış.

 

 

 

Eserlere yer yer tarihi görünümlü müze binası çoğu kez de geniş perspektifli Ankara manzarası arka fon oluşturmaktaydı. Hatta tarihi tepeden, Kale’den Ankara’ya bakarken sanatın pozitif enerjisi Ankara’nın çehresindeki bozuklukları bile bir nebze unutturabiliyordu. Bir de Kale’den kente bakmak demişken, ne güzel ki uzaklarda hemen fark edilen, yıllardır tamamlanması beklenen Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orketrası (CSO) inşaatında da artık sona gelinmiş olması, sanat adına umutlarımızı çoğaltıyor.

Merve Çiçek- #MüzeEvde

Akın Demiral-Doğa“l”

 

 

 

 

 

 

 

 

Mermer, metal, kumaş, plastik, seramik hamuru, ahşap, cam pek çok farklı malzeme kullanılarak üretilmiş çalışmaların, serginin bütününde oluşturduğu dil birliği dikkat çekiciydi.

Metin Alper Kurt-Başka Bir Şey Oldu

Ziya Kazan-Koza

Ece Kibaroğlu-Bekçiler

 

 

 

 

 

 

 

 

11 Ekim’de kapanan “Bahçede Sanat” sergisinin ardından, kısaca Ankara ve diğer şehirlerdeki etkinliklere bakacak olursak, bir süre kapalı kaldıktan sonra tekrar açılan müze ve galerilerin sergi haberlerinin birer birer geldiğini görmek mümkün. Müze Evliyagil’de 11 Haziran tarihinden itibaren devam etmekte olan “Camdan Şato” sergisi kalabalık sanatçı kadrosu, kapsamlı ve özenli içeriği ile Ankaralılara sanat ile nefes aldıran güvenli ortamlar arasında sayılabilirken, müzede, kısa süreli sergi ve projelerin gerçekleştirildiği ArtOda’da da 1 Ekim tarihinden itibaren Gülşah Akdemir’in ilk kişisel sergisi “Adanan Sancılara Verilen Kurbanlar” ziyaret edilebiliyor. Yine Ankara’da Çankaya Belediyesi’nin açmış olduğu “Meçhul Seyyahların Ankara Fotoğrafları” ve “Leonardo da Vinci’ye Saygı” sergileri devam etmekte olan sergiler arasında yer alıyor.

Bu dönemde İstanbul’da gerçekleşen en kapsamlı sergi etkinliği hiç kuşkusuz 15 Ekim’de başlayan 5. İstanbul Tasarım Bienali. Küratörlüğünü Mariana Pestana’nın Sumitra Upham ve Billie Muraben ile birlikte yürüttüğü “Empatiye Dönüş: birden fazlası için tasarım” başlıklı bienal, sergi mekânları Pera Müzesi ve Ark Kültür’de, İstanbul sokaklarında ve dijital ortamda farklı ülkelerden ve disiplinlerden katılımcıların projelerine ev sahipliği yapacak. Sergi mekânlarındaki projeler 15 Kasım 2020 tarihine kadar ziyarete açık olurken; şehirdeki müdahaleler, araştırma projeleri ve video serileri ise 30 Nisan 2021’e kadar gelişerek devam edecek. Yine İstanbul’da Elgiz Müzesi’nde açılan 12. Teras Sergisi’ni 11 Kasım 2020 tarihine kadar görmek mümkün. Arter de sergileri ve rehberli turlarıyla İstanbulluları sanatla buluşturan mekanlar arasında yer almakta.

Sonuç olarak bir süredir Covid-19 tehdidi nedeniyle en az bedenlerimiz kadar yorulan ruhlarımızı dinlendirebilmek için güvenli ortamlarda sanat etkinliklerine katılmak pek çoğumuza iyi gelecektir. Yaşasın Sanat…

 

 

Kaynaklar:

Arter (2020). https://www.arter.org.tr/ adresinden 17.10.2020 tarihinde erişilmiştir.

Bahçede Sanat Sergi – Künye (2020). Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

Çankaya Kültür Sanat (2020). http://kultursanat.cankaya.bel.tr/Events/Exhibition adresinden 17.10.2020 tarihinde erişilmiştir.

Eldiz Müzesi (2020). http://elgizmuseum.org/tr/ adresinden 17.10.2020 tarihinde erişilmiştir.

Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi (2020). https://erimtanmuseum.org/tr/muze adresinden 17.10.2020 tarihinde erişilmiştir.

İstanbul Tasarım Bienali (2020).  https://kultur.istanbul/event/5-istanbul-tasarim-bienali/ adresinden 17.10.2020 tarihinde erişilmiştir.

Müze Evliyagil (2020). http://www.muzeevliyagil.com/tr adresinden 17.10.2020 tarihinde erişilmiştir.

Görseller yazar arşivinden seçilmiştir.

 

Özlem Dengiz Uğur