Sanal müzemiz 24 saat açıktır

Ömer Cumhur Yaman ile Kumbara ve Koleksiyonerlik Üzerine Söyleşi

TDK’ye göre koleksiyonun sözlük anlamı: “Öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü, derlem.” Koleksiyoncu ise “Koleksiyon yapmaya meraklı kimse, derlemci.” anlamında kullanılmaktadır.

Düşünsenize parasını verip aldığımız ya da daha önce başkalarının sahip olduğu ama bir şekilde bizim elimize geçenleri, belki sadece doğadan topladıklarımızı, belki sıkıldıkça çektiğimiz fotoğrafları, belki de ninemizden-dedemizden kalanları biriktirmek bize ne fayda sağlar ki, peki topluma, insanlığa… Niye bunu yaparız? Niye bunca şeyi toplarız, biriktiririz, saklarız hatta ve hatta hakkında bilgi toplarız, araştırırız, birçok uzamandan yardım isteriz; bunlar için özel alanlar tahsis ederiz, albümlere yerleştiririz, bazen çerçeveletip duvarımıza asarız, bazen gizli kasalara tıkarız. Kendimizi mi, geçmişimizi mi, kültürümüzü mü öğrenmek için; unutmak için mi hatırlamak için mi, zevk için mi, mutluluk için mi, nesillere taşımak için mi yoksa hastalıktan mı toplarız.

Biz bazı sorularımıza cevaplar bulmak için ilgi çekici koleksiyonları olan Ömer Cumhur Yaman ile koleksiyonerlik üzerine konuştuk. Ömer Cumhur Yaman babasının devlet memuru olması ve kendisinin de öğretmen olması dolayısıyla Türkiye’nin birçok yerinde bulunmuş, birçok insanla tanışmış emekli olduktan sonra sahaflıkla uğraşan bir koleksiyoner.  Koleksiyon yapma tutkusunun çocuklukta başladığını vurgulayan Yaman; o dönem her çocuk gibi gazoz kapakları, kibrit kutuları, sigara paketleri gibi ekonomik değeri olmayan ve kolay elde edilebilen nesnelerle başladığını, daha sonra plaklar, telefon kartları, dergiler, gazete kupürleri gibi birçok farklı koleksiyonlar yaptığını ama hiçbir zaman pul koleksiyonu olmadığı söyledi.

Koleksiyonerlik sizin için nedir sorusuna “Bana göre geçmişimize duyduğumuz özlem, çocukluğumuzun saf duygularının tekrar yaşamak isteği. Çocukluk çok özel bir dönemdir. Çocukluk sizin hiçbir sorumluluk taşımadığınız, başkalarının sizin yerinize bir şeyleri düşünüp kararlaştırdığı hayata soktuğu güvenli bir dönemdir. O nedenle çocukluğu mutlu geçmiş birçok insanda çocukluğa olan özlem, o dönemin objeleri, o dönemin kitapları o dönemin yaşam biçimine aşırı bir özlem duygusu vardır. Ve o döneme ait bir şeyi günümüze taşımak genellikle o alanla ilgisi olsun olmasın herkeste bir hayranlık uyandırıyor. Bana göre koleksiyonculuk geçmişe duyduğumuz özlemi günümüzde yaşatma çabaları. Koleksiyoncuların yeni kuşaklara aktarmak onların da bu zevkten pay almasını sağlamak gibi görevi var.” şeklinde cevap verdi.

Genel olarak koleksiyonlarının efemeral ürünlerden oluştuğunu nesne olarak sadece kumbaranın koleksiyonunda bulunduğu belirten Yaman’ın kendi cümleleri ile hangi koleksiyonları olduğunu dinleyelim. “Ben mesela Atatürk’ün ölüm yıl dönümü süreci ile ilgili Atatürk’ün öldüğü günden etnografyaya nakline kadar ki o 14 günlük sürecin bütün gazetelerini arşivledim. Daha sonrasında ise ölüm yıl dönümleri, seneyi devriyeleri olan birinci, ikinci, beşinci, onuncu yılı şeklindekileri de topladım ta ki Atatürk’ün Anıtkabir’e nakli olan 10 Kasım 1953 yılına kadarki bütün gazeteler arşivimde var. Zaman zaman bunlarla sergiler açtım. Televizyon kanallarından çekimler yaptılar. Cumhuriyet bayramlarının yıl dönümü gazetelerini topluyorum. Taşra basımından olsun ulusal basımdan olsun. Kadın dergileri koleksiyonum var. Çocuk edebiyatı ile ilgili geniş bir koleksiyon var. Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin süreli yayınları onun dışında dönemin ders kitapları Osmanlıca ve Türkçe ilk alfabeler, ilk kıraatler, ilk hendeseler, ünite dergileri o dönemin defterleri, ufak tefek malzemeleri bunla ilgili geniş bir koleksiyonum var. Hatırlaya bildiklerim bunlar. Onun dışında küçük koleksiyonlarım var. Öne çıkan olarak 800 parçaya yakın Atatürk kapaklı dergiler koleksiyonum var. Osmanlı döneminde de Atatürk kapaklı dergiler yayınlanmış, kurtuluş savaşı döneminde de bunlarla da ilgili koleksiyon yapmaya çabalıyorum.”

Diğer koleksiyonlarından ayrılan kumbara koleksiyonuna başlangıcı ise sadece bir tesadüf. 2001 yılında Ankara’da her ay kurulan antika pazarında gezerken Etibank’ın aslanlı kumbarasını alması ve sonraki aylarda bu kumbaranın farklı iki rengine rastlamasıyla başlıyor kumbara koleksiyonu yolculuğu. Ama kumbaraya dair yapılmış bir tasnif, bir envanter çalışması, bir arşiv olmadığı için neyi nasıl yapacağını bilmeden toplamaya başladığını, yayınlanmış bir eser, bir katalog hiçbir başvuru kaynağına rastlamadığını, bazen yanılıp aynı kumbarayı ikinci kez aldığını, bazen bende var diye düşünüp almadığını fakat onun başka bir versiyonu olduğunu sonradan fark ettiğini, başlangıcın kendi deyimiyle bir kör dövüşü şeklinde olduğunu söylüyordu koleksiyoncumuz.  Yıllar içerisinde kumbara sayısının arttığını, o dönem kumbaraya çok ilgi olmadığı için biraz şanslı olduğunu, sonraki yıllarda ilgi başladıkça daha az kumbara bulmaya başladığını, Tutum Bank, Manisa Bağcılar Bank gibi, İşçi Kredi Bankası gibi adını bilmediği, bu güne kadar tanık olmadığı banka isimleriyle karşılaştığını vurguladı. Koleksiyonunda eksik kumbaranın hep olacağı müzayedede alamadığı Elazığ Bank kumbarası örneği ile açıkladı.

Kumbara koleksiyonun maliyetine dair cevabı ise çok samimiydi. Bir zamanlar İşçi Kredi Bankası gibi zor bulunan bir kumbarayı 20 lira gibi sembolik fiyatlara aldığını şimdi aynı kumbaranın on beş-altı bin liraya satılmasını değerlendirirken iki fiyatında haksızlık olduğunu söyledi. Günümüzde bu koleksiyona başlamak isteyenlerin çok özel çaba göstermeleri ve iyi bir para birikimine sahip olmaları gerektiğini çünkü satıcıların artık direk alıcıları aradığını ya da mezatlara, müzayedelere koymaya başladığını, tesadüfen bir yerde bulma şansının azaldığını belirtti. Ankara’da, Erzurum’da, iki tane İstanbul’da, Kocaali’de ciddi kumbara koleksiyoneri olarak gördüğü tanıdıkları olduğunu, bazı tanıştığı kişilerin ise tematik olarak ya da Ziraat Bankası, Emlak Kredi Bankası gibi bir bankaya yoğunlaşarak koleksiyon yaptıklarını anlattı.

Araştırmaları sonucunda Türkiye’nin kumbara ile tanışması Atatürk’ün Celal Bayar’a Türkiye’de tasarruf için kumbaranın halk tarafından kabul görüp görmeyeceğini araştırılmasını istemesi sonucunda başlıyor. İlk olarak 2000 adet İş Bankası kumbarası İngiltere’de yaptırılıyor. Bu gelen kumbaralar çok kısa sürede tükenmesi üzerine 10 katı daha sipariş edilmiş. İlk olarak yapım ve dağıtımının İş Bankası tarafından yapıldığını görüyoruz. Fakat aynı yıllarda Osmanlı Bankası’nın Ziraat Bankası’nın da, bazı yerel bankalarında kumbaralarını görüyoruz. Hatta şahıslar adına bastırılan kumbaralara denk geldiğini de söyledi.

Kumbara temaları ile karşılaştıkları ve araştırırken öğrendiklerini “Klasik çanta kumbaraların ilk olarak metalden daha sonra mikadan, plastikten yapıldı. Çoğu da o dönemde yurt dışında İngiltere’de yaptırılmış. Tema seçerken o dönem de tasarruf yine ön planda, sandık, kasa şeklinde tasarrufa yönelen kumbaraları görüyorsunuz. Yine okumaya yönlendirmek için kitap temalı kumbaralar üretilmiş, bu arada çocuklar unutulmamış çocukların sevebileceği, hemen bağlanabileceği oyuncak türü yapılmış. Yine hem çocukların hem büyüklerin ilgisini çekebileceği taşıt temaları kullanılmış, saat bir dönem sigorta şirketleri il başlamış fakat daha sonra bankalar da kullanmış, konutta tasarruf edilerek ev almak hayaliyle bütünleştiği bir unsur olarak görülmüş. Bazı bankalar kendi banka maketlerini yapmış İş Bankası ve Ziraat Bankası’nda görüyoruz. O tarzda bir tema arayışalar olmuş bunun dışında da farklı farklı temalarla karşılaşabiliyoruz pano şeklinde var. Ziraat Bankası bir dönem radyo kumbaralar yapmıştı.” bu cümleler ile açıkladı.

Koleksiyonunu Sakalar İlköğretim Okulu, Büyükhanlı Kardeşler İlkokulu, Ahmet Hamdi Çelik Vakfı, NextLevel alışveriş merkezinde kumbara sergisi açarak, Sabah Gazetesi, Kanal D gibi kurumlara çekim izni vererek insanlarla paylaşmaya çalıştığını anlattı.

Son olarak elindeki koleksiyona dair belgeleme çalışmasının sadece kendisine ait bir web sayfasında olduğunu, tematik ve klasik kumbaralar diye kategorize ederek arşiv gibi kullandığını, uzun vadeli planları arasında katalog ve kitap çalışması yapmayı düşündüğünü belirtti.

Söyleşiyi BirKültür İhtisas Kütüphanesi içinden Müze Kumbaram koleksiyonu sergisi içerisinden izleyebilirisiniz.

Müze Kumbaram, Ömer Cumhur Yaman, Koleksiyonerlik, Kumbara

Ali Armağan Daloğlu