Bir esere baktığınızda aslında neyi görürsünüz? Renkleri mi, formu mu yoksa size hissettirdiklerini mi? Peki ya görünmeyenler?
Her şey, “Baş Belası Bir Sergi Biriktirmek” sergisiyle başladı…
İşe ilk başladığımda kendimi bir anda serginin içinde bulmuştum. Sergi birden fazla eserden oluşuyordu ama açıkçası o an için bu eserlerin benimle nasıl bir bağlantısı olduğunu pek anlayamamıştım. Başta sadece ziyaretçilerle ilgileniyordum. Ne yaptığımı, bu sürecin nereye gideceğini tam olarak kavrayabildiğimi söyleyemem; ama zaman geçtikçe yaptığım iş anlamlı hale gelmeye başlamıştı.
Böylece BirKültür için hazırladığım otantiklik raporu hikâyem, tam olarak bu noktada başladı.
Peki, sizler daha önce hiç duydunuz mu? Otantik ne demek? Benim daha önce hiç karşılaşmadığım ve hakkında bilgi sahibi olmadığım bir konuydu; ne olduğunu, nasıl bir şey ortaya çıkacağını anlamaya çalışmam ise epey zamanımı almıştı. Bu yazım sürecinin Kütüphaneler Haftası ile aynı döneme denk gelmesi ise benim için ayrı bir anlam taşıdı. Çünkü yaptığım çalışmanın yalnızca eserlerle sınırlı olmadığını, aslında bilgiyle kurduğum ilişkiyi de yeniden düşündürdüğünü fark ettim.
İlk başta daha çok teknik bir çalışma gibi görünüyordu; ama sürecin içine girdikçe bunun sadece bir doğrulama işi olmadığını fark ettim. Aslında yaptığım şey bir eseri anlamaya çalışmak, onu ait olduğu yere yerleştirmekti. Teorik olarak bildiğim şeyler vardı: sanatçı, dönem, teknik, malzeme… Ama uygulamaya geçtiğimde bu bilgilerin her birinin ne kadar dikkat ve sabır istediğini daha iyi anladım. Eserin kimlik bilgilerini oluşturduktan sonra detaylara inmeye başlamak gerekiyor: Görsel özellikler, malzeme, ağırlık, ölçü, küçük ayrıntılar…
Hatta bazen anlayamadığım o kadar nokta oldu ki ne yapacağımı bilemediğim, gerçekten çıkmaza girdiğimi düşündüğüm zamanlar oldu. Ama tam da o anlar, sürecin en öğretici kısmıydı; çünkü durup yeniden bakmayı, yeniden araştırmayı öğreniyorsun. Bu süreç devam ederken bir yandan da eserlerin paketlenme aşamasında yer aldım. Açıkçası bu kısmın bu kadar önemli olacağını başta düşünmemiştim; ama her eserin ne kadar hassas olduğunu birebir görmek beni farklı bir alana yöneltiyor ve müzecilik anlayışı devreye giriyordu.
Eserleri paketlerken kullanılan malzemeden nasıl sarıldığına kadar her detayın aslında ne kadar kritik olduğunu fark ettim. Özellikle yüzeye zarar vermemek, darbelere karşı korumak ve eseri güvenli şekilde taşınabilir hale getirmek ciddi bir dikkat gerektiriyordu. Her eseri tek tek ele almak, onu koruyarak paketlemek… Ona zarar gelmemesi için gösterilen özen, yaptığın işin sorumluluğunu daha çok hissettiriyordu.
13 Mart’ta ise Müze Kumbaram’ın 5. yılı kapsamında gerçekleştirdiğimiz törende bu süreci bir araya getirdik ve güzel bir etkinlik eşliğinde, “Baş Belası Bir Sergi Biriktirmek” sergisi kapsamında yer alan eserleri, tüm işlemleri tamamlandıktan sonra sahiplerine otantiklik raporları ve paketleriyle birlikte takdim ettik.
Aslında tüm bu süreci yaşarken fark ettiğim en önemli şeylerden biri de yaptığım çalışmanın kütüphanecilikle ne kadar bağlantılı olduğuydu. Bu bağlantının farkına vardığımda çok şaşırmıştım. Sürekli olarak bilgiye ulaşma, doğrulama ve düzenleme sürecinin içindeydim. Kaynak taramak, bilgileri karşılaştırmak, doğru olanı seçmek ve sistemli bir şekilde sunmak, belge üretmek… Bunların hepsi kütüphaneciliğin temelini oluşturan şeylerdi.
Hazırladığım otantiklik raporu, aslında bir anlamda bibliyografik bir kayıt oluşturmak gibiydi. Eseri tanımlamak, kimliklendirmek ve doğru bağlama yerleştirmek… Bu süreç; kataloglama ve bilgi düzenleme çalışmalarına çok benziyordu. Bu da benim için süreci daha anlamlı hale getirdi. Çünkü yaptığım şeyin sadece o anlık bir çalışma olmadığını, aslında mesleki olarak öğrendiğim pek çok bilginin sahadaki bir karşılığı olduğunu görmek çalışmayı anlamlandırdı.
Raporu hazırlarken de aynı hassasiyeti korumaya çalıştım. Sadece doğru bilgiyi bulmak değil, o bilgiyi düzenli ve anlaşılır bir şekilde sunmak da önemliydi. Bugün dönüp baktığımda, bu raporun benim için sadece tamamlanmış bir belge olmadığını görüyorum. Bu; öğrendiğim, zorlandığım, sorguladığım ve en önemlisi geliştiğim bir süreçti.
Bu deneyimde bana destek olan, emeği geçen ve birlikte üretme fırsatı bulduğum herkese teşekkür ederim.