Müze Kumbaram ile ilk kez Müze Kumbaram Araştırma Fonu aracılığıyla tanıştım. 29 metrekarelik bir müzede, 783.562 kilometrekarelik Türkiye’nin sınırlarını aşan bir müze ile karşılaşmak benim için tek başına bir keşif değil, aynı zamanda yeni bir bakış açısının başlangıcıydı. Çünkü o hikâye aslında hepimizin içinde bir yerde. Bir araya geldiğimizde içimizdekileri yeniden üretiyor, yeni karşılaşmalarla başka anlamlar kazanıyor ve tüm bunları biriktiriyoruz.
Müze Kumbaram Araştırma Fonu 2026 Koordinatör Yardımcısı olarak bu sınırları aşan yolculuğun bir parçası olmak, ilk günden son güne kadar benim için heyecan verici bir deneyimdi. MKAF’ın yürütücüleri ve bize her zaman destek olan Müze Kumbaram ailesiyle birlikte geçirdiğim bu yıl, benim için yeni şeyler öğrendiğim ve kendime deneyimler kattığım bir yıl oldu.
Koordinatör yardımcısı olarak görev aldığım ilk andan itibaren benim için en önemli sorumluluklardan biri fonun tarafsızlığını ve gizliliğini korumaktı. Çünkü karşıma sadece yürütülmesi gereken bir süreç değil, arkasında dört yıllık büyük bir emek ve birikim barındıran bir hikaye çıkmıştı.
Müze Kumbaram ve MKAF ile ilk kez beşinci yılında tanışmıştım. Önceki yıllardan devralınan emeğin kaybolmadan büyümesini ve üzerine kendi katkımı koymak istiyordum.
Her MKAF döneminde farklı disiplinlerden uzmanlar ve 18-25 yaş aralığındaki genç isimlerin yer aldığı bir seçici kurul oluşturuluyor. Seçici kurul o yılın temasını belirliyor gelen başvuruları değerlendirerek hibe almaya hak kazanan ve yedek adayları belirliyor.
Seçici kurul üyelerinin tema ve tanışma toplantısı için geldiği günü hâlâ hatırlıyorum. Heyecandan bacaklarımın titrediği o an, sürecin gerçekten başladığını hissettiğim andı. Bizim açımızdan süreç aslında çok daha önce başlamıştı. Ancak ilk seçici kurul toplantısı, MKAF maratonunun benim için başlangıç çizgisiydi. O çizgiden geçmek, sürecin içinde yer almak ve sonunda tamamlandığını görmek ise bambaşka bir mutluluktu.
Bu maraton, toplantıların organize edilmesinden ibaret değildi. Geçmiş yılların bilgi ve birikiminin üzerine arşiv, yazılım, yaygınlaştırma ve kalite yönetim sistemi gibi farklı alanlarda titizlikle çalıştık. Zaman zaman yoruldum, zaman zaman korktum. Fakat bugün geriye dönüp baktığımda o anların her birini kendimi geliştirmek için edindiğim tecrübeler olarak görüyorum.
Seçici kurul üyelerinin hibe almaya hak kazananı ve yedek adayları belirlemek üzere bir araya geldiği anlar, benim için sürecin en özel taraflarından biriydi. Orada sadece MKAF’ın yürütücülerinden biri olarak değil; yeni mezun, akademik yolculuğuna dair kendi hayalleri bulunan biri olarak da bulunuyordum. Yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin tezlerinin şeffaf ve adil bir ortamda değerlendirilmesine tanıklık etmek, MKAF ile aramdaki bağı daha da güçlendirdi.
Hibe almaya hak kazanan araştırmacıya beratının verildiği berat töreni, önceki yıl kazananın beratını yeni kazanana verdiği önemli bir buluşma. Berat töreninde geçmiş yıllardan seçici kurul üyeleri, tedarikçiler ve Müze Kumbaram’ın davetlileriyle bir araya gelmek bütün bu süreci farklı bir gözle değerlendirmemi sağladı. Farklı disiplinlerden ve sektörlerden insanların MKAF’ın beş yıllık geçmişinde yer alan deneyimleri çeşitli bakış açılarıyla anlatmalarını dinlemek, aslında ne kadar büyük bir yolculuğun parçası olduğumuzu gösterdi.
O gün MKAF’ın amacının tek başına araştırmaları destekleyen bir yapı olmadığını daha güçlü bir şekilde hissettim. Birbirinden farklı insanların yollarının kesiştiği, deneyimlerin paylaşıldığı ve yeni anıların ortaya çıktığı bir alan olduğunu gördüm. Belki de Müze Kumbaram’ın adı tam da bu yüzden anlamlı. Çünkü bir kumbara yalnızca içine konulanları saklamaz; zaman içinde anlam kazanır.
MKAF yolculuğumuzun geleneksel bir parçası olan Ankara Müzeleri gezisi, müzelerin tanıtılmasına ve araştırmacıların müzeler ile buluşarak bağlar kurmasına verilen önemin bir yansıması olarak her yıl gerçekleştiriliyor. Sosyoloji mezunu ve müze gezmeyi seven biri olarak Ankara Müzeleri gezimiz sırasında müzelere bir kez daha farklı bir gözle bakma fırsatı buldum. Bunda gezimiz boyunca bizlere eşlik eden ve müze eğitimi veren Seda Göz ve Havva Alkış hocalarımızın katkısı çok büyüktü. Onların anlatımları sayesinde artık müzelerde karşılaştığım eserlere tek başına birer nesne olarak değil, taşıdıkları anlamlar üzerinden bakıyorum.
Etnografya Müzesi’nde gerçekleştirdiğimiz müze eğitimi benim için hem keyifli hem de düşündürücü bir deneyimdi. Özellikle Desen Avı etkinliği sırasında halı ve kilimlerin üzerindeki motiflerin ardında saklı anlamları keşfetmek, geçmişle bugün arasında görünmez bir bağ kurmamı sağladı.
Bugün, o etkinlik sırasında karşılaştığım ve eğitime katılanlar ile benim bildiğim, içten içe sahiplendiğim bir halı var. Onun üzerindeki motiflerin anlamlarını dinledikçe aklıma MKAF’ın yıllar içindeki yolculuğu geldi.
Bir halının üzerinde yıllarca varlığını sürdüren küçük bir işaret, onu dokuyan kişinin duygusunu, düşüncesini, inancını ya da yaşadığı dünyayı geleceğe taşıyabilir. Bu izler sadece anlatıldığı anda var olmaz; zaman içinde başka insanlara ulaştıkça yeni anlamlar kazanır.
MKAF’ın beş yılda biriktirdiği izleri düşündüğümde de benzer bir dönüşüm görüyorum. Yıllar önce Müze Kumbaram’ı ziyaret ettiğinde piyanonun başına oturan İpek Ulutaş, MKAF’ın beşinci yılında gerçekleşen berat töreninde Kumbaramdaki Ezgiler: İpek Ulutaş Piyano Resitali ile yeniden Müze Kumbaram’daydı. Bir zamanlar yalnızca o ana ait olan bir karşılaşma, yıllar sonra başka bir anıya dönüşmüştü.
Belki de Müze Kumbaram ve MKAF’ın en güzel taraflarından biri tam olarak burada ortaya çıkıyor: Yaşananlarla sınırlı kalmıyor, aynı zamanda onların dönüşmesine de alan açıyor.
Bu nedenle bu yılın Dönüşüm Kumbaram teması, MKAF maratonunu tamamladığımda benim için çok daha farklı bir anlam kazandı. Çünkü dönüşümün yalnızca büyük değişimlerden ibaret olmadığını gördüm. Bazen bir müze eserine başka türlü bakmak, bazen daha önce yaşanmış bir karşılaşmanın yıllar sonra yeniden karşımıza çıkması, bazen de bir yolculuğun başka birinin yolculuğuna dokunması…
Benim için bu yıl da tam olarak böyle bir dönüşüm yılı oldu. Yeni insanlar, farklı deneyimler, sorumluluklar, heyecanlar, korkular, öğrenmeler ve paylaşımlar… Hepsi bu hikâyenin içinde birikti. Bu süreç sadece MKAF’a değil, benim kendi hayatıma da yeni bir yön verdi.
Bir süredir zihnimin bir köşesinde taşıdığım yüksek lisans hayalimin peşinden gitmeye karar verdim ve başvurumu yaptım. Hiç beklemediğim bir anda kabul aldığımı öğrendiğimde geriye dönüp baktım ve bu başvurunun bir yıl boyunca öğrendiğim cesaretin, tecrübenin kendi yolculuğumda karşılık bulduğu bir an olduğunu fark ettim. Bu öğrendiklerimin kendi yolculuğuma kattığı anlam için Müze Kumbaram’a teşekkür ederim.
Müze Kumbaram Araştırma Fonu 2026’nın bir parçası olmak benim için çok özeldi. Müze Kumbaram Araştırma Fonu birlikte ürettiğimiz, dönüştürdüğümüz ve her yeni karşılaşmada biraz daha büyüttüğümüz bir hikâye.