Sanal müzemiz 24 saat açıktır

SANATIN İYİ GELEN HALİ

İyi hissetmek…

Muhakkak ki hepimiz iyi hissetmek istiyoruz. Ancak popüler kültürün dayattığı pozitif hissetmek, her zaman iyi hissetmek, bu hayatın gerçeği olmadığı gibi iyi hissetme baskısı varoluşumuzu biraz daha zora sokmuyor mu sizce de? Hayat, tüm insanlar için farklı şekil ve görecelerde zorluklar barındırıyor. Bu nedenle zorlanmalarla başa çıkma ve zorlanma anlarında kendimizi desteklemenin yollarını bulmak bana daha özgürleştirici geliyor.

Benzer süreçlerle başa çıkmak için birçok unsuru alet çantama atma gayretinde oldum. Terapi, mindfulness, öz şefkat pratikleri gibi… Bazen de çabayı bir kenara bırakabilmek ve iyileştiren, mutlu eden şeyleri hatırlamak; çözüm arayarak değil sadece izin vererek. Sanat benim için bunlardan biri oldu hep. Konunun uzmanlarını ya da donanımlı sanatseverleri ayrı bir kenara koyarak, ben sanatı, bana güzel gelen şeyleri amatörce takip etmekten bahsediyorum. Bir sergide, bir dinletide, bir müzenin derin sessizliğinde bazen bir renkle, bazen bir dekorla, bazen bir kurgu ile anda kalabilmek, olabilmek, bırakmak…

Çevremde bir fotoğraf karesi görüp o anı ve o an içimde yarattığı o minik mutlu Pınar’ı mühürleyip ihtiyacım olduğunda tekrar hissetmeyi hatırlamak gibi.

Unuttuğum bir fotoğrafımı sosyal medya bana hatırlatınca, konunun da bir küçük kız çocuğu olması bana bu satırları yazdırdı sanırım bugün. Duygulara izin vermeyi ve paylaşmayı, hep iyi hissetmeye zorlamaktan daha kıymetli bulduğumdan, bu paylaşım ortamını bana sağlayan BirKültür blog sayfasına bunları kelimelere dökerek taşımak da kaçınılmaz oldu. Dilerim bu yazı, şu an zorlanmalarının içinde olan birimiz için küçük bir nefes olur ve belki siz de içinizden dökülen kelimelerinizle bloğumuza konuk olursunuz.

Sevgiyle…

Fotoğraflar: Pınar Öztürk (pi’ce)

Pınar Öztürk